Şükrü Yıldız

foto galeri

sunular yeni

Animasyon

Düyun-ı Umumiye ve çıkarılacak dersler

Kadir DİKBAŞ                  19.11.2001

Düyun-ı Umumiye ve çıkarılacak dersler

Düyun-ı Umumiye (Genel Borçlar) idaresi, Osmanlı devletinin bir bakıma tasfiyesini gerçekleştiren bir kurum, adeta devlet içinde devlettir. Onun oluşumuna yol açan sebepse, çarpık borç yönetimi ve bunun sonucu ödenemez boyutlara ulaşan borçlar ve faiz yüküdür.

Osmanlı'da dışarıdan borç alma düşüncesi Yeniçeri Ocağı'nın lağvedildiği 1826'dan sonra ortaya çıkmaya başladıysa da ilk yüklü borç, İngiltere ve Fransa'nın müttefiki olarak girilen 1853-1856 Kırım Savaşı esnasında alındı. Hükümet, İngiliz ve Fransız tarafının da yardımı ile 1854'te Londra ve Paris borsalarına 3,3 milyon sterlin tutarında tahvil sürdü. Alınan borca teminat olarak Mısır vilayetinin gelirleri gösterildi.

Bu borcu yenileri izledi. Bazen yılda bir bazen birkaç kez yapılan borçlanmaların faizi çığ gibi büyüdü. Yatırıma ve üretime dönüşmeyen bu borçlar, yeni borçlara kapı açtı.

Osmanlı'nın artan borçlanma ihtiyacı, borç verenlerin elini iyice güçlendirdi. Hükümet, o kadar sıkışmıştı ki, ne şartla olursa olsun borçlanmak durumundaydı. Avrupalılar, özellikle de İngiltere, borsalarında tahvil satışına ancak tavizler karşılığında izin veriyordu. Sadece bununla kalsa iyi. İçerideki ve dışarıdaki aracılar da yüksek komisyonlar istiyor, tahviller üzerindeki yazılı değerin çok altında alıcı buluyordu.

Borç vericiler bu kârlı "alışverişin" bitmesini istemiyorlardı. Önceleri özendirme şeklinde kendisini gösteren borca teşvikler, daha sonra borçlanma konusunda hassas davranan Osmanlı yöneticilerine baskı uygulanması olarak ortaya çıktı. Bu arada, borçların ülke ekonomisine sağladığı "katkılardan" bahseden yabancıların yanında yerli unsurlar da türemişti.

Bu süreç Osmanlı'yı, borç anapara ve faiz ödemelerinin durdurulduğunu açıkladığı 1875 yılına kadar getirdi. Artık deniz bitmiş, borçların ne bütçe ne de yeni borçlarla karşılanma imkanı kalmıştı. Yani iflas bayrağı çekildi. Bu karar, Avrupa'yı çok kızdırdı. Borçların tahsili için formül arayışına girdiler. En sonunda Osmanlı, 1881 yılında Düyun-ı Umumiye idaresinin kurulmasına razı oldu. Benzeri ancak sömürge ülkelerinde görülen bu idare, ülkenin demiryolu, liman, tersane, tuz, tütün vs. en önemli kaynaklardan elde edilen bütçe gelirlerine el koydu.

Bağımsızlığı zedeleyen bu gelişme de devlet yönetiminin aklını başına getiremedi. Borçlanma aynı tarz ve hızla devam etti. DU'ya bırakılan bütçe gelirleri dışındaki diğer kaynaklar da ipotek altına girmeye başladı. Yabancı alacaklıların kontrolündeki DU, borç tahsilatı adı altında, cumhuriyetin ilanına kadar, ülke kaynaklarını hortumlamayı sürdürdü. Lozan Barış Antlaşması ile DU'nun elindeki gelir kaynakları yeniden devlete geçti; ama borçlar bitmedi. Türkiye Cumhuriyeti bu yükten ancak 25 Mayıs 1954'te kurtulabildi.

Gelelim bugüne. Geçmişten acaba ne kadar ders aldık?

Şu an, o zamandan bu zamana yaşadığımız en ağır borç yükü altındayız. İç ve dış borçların toplamı 180 milyar doları aştı. Bu, GSMH'mızdan yüzde 30 daha fazla. Uluslararası Para Fonu, bu vasatta 10 milyar dolarlık ek bir kaynak verebileceğini duyuruyor. Olayı bazı çevreler, bazı yetkililer bir "müjde", bir "ilaç" gibi görüyor, öyle yansıtıyor.

Gelen bu para da, borç ve faiz ödemelerinde kullanılıp, zamanı geldiğinde faiziyle birlikte geri ödenmeyecek mi?

O halde bu kadar sevinç niye?

 

 

 

Sayfa Özeti: Düyun-ı Umumiye ve çıkarılacak dersler

Sayfa Açıklaması: Kadir DİKBAŞ                  19.11.

antalya halı yıkama alüminyum antalya